
evet arkadaslar bu yazı nabız yoklamak-bılgılendırmek amacı ıle alıntılardan olusturulmustur.devamlı gıttıgım yerdır ve bu yazda kesın ugruyacagım bır yerdır sızlerınde fıkırlerını beklıyorum.
ulasım:
İSTANBUL - BOZCAADA
En çok kullanılan seçenektir.
**İSTANBUL
**TEM (Bastırın,limitlerdahilinde)
**KINALI TEKİRDAĞ ÇIKIŞI
(Çıkıştan 5-10 km sonra
Radar ve trafik kontrolu var)
**TEKİRDAĞ
(Çay veya köfte molası)
**KEŞAN
(Yaklaşık 10 km kala radar
var, dikkat edin can yakarlar)
**GELİBOLU
(Koru Dağı'ndan sonra
düzlükte,bazen deGelibolu'ya
15 km kala radar var)
İsterseniz Gelibolu'dan Lapseki'ye geçebi-
lir, Çanakkale'ye girmeden direkt İzmir yolu-
na devam edebilirsiniz. Ama Gelibolu-Lap-
seki vapur saatleri pek sık değildir.Bence
maceraya gerek yok, Gelibolu'dan devam.
**ECEABAT
(Çanakkale'ye arabalı ile geçiş,
her saat başı arabalı. Geçiş 30
dakika.Çok varsa kalkmasına
beklemeyin bastırın Kilitbahir'e
(sadece 5 km)
**KİLİTBAHİR
(Özel sektör arabalısı ile Çanak-
kale'ye geçiş,yaklaşık 15 dakika
**ÇANAKKALE
(Höşmerim molası. )
**GEYİKLİ
(Çanakkale'den çıkalı 25 km
oldu,Troya'yı geçtiniz,Kumkale
Tarım İşletmesini geçince sağa
ara yola girin.Geyikli-Bozcaada
oklarını izleyin. Bu yol toplam
(Şişli-Geyikli) 405 kmdir.
ARABALI VAPUR tarifesi
Bozcaada'dan Geyikli'den
YAZ TARİFESİ
(01 Haziran'dan itibaren)
07.30 08.30
10.00 11.00
13.00 14.00
16.30 18.00
20.00 21.00
23.00 24.00*
*sadece Çarş/Cuma/Ctesi/Pazar
"tanri insanlari uzun omurlu olsun diye bozcaada'yi yaratmis" - heredot...
eski adıyla tenedos olarak anılan bozcaada'nın bilinen ilk sakinleri, pelaglarmis. çevresi 14 mil tutan ada'nın toplam yüzölçümündeki 18.500 dönüm alan bağlarla kaplıdır.
tatil icin, hatta yasamak icin bile bence cok guzel bir yer. uzumlerinin, saraplarinin tadina mutlaka bakmali, havasini koklamali, denizine girmelisiniz. denizi buz gibi olsa da insan bir kere girince kendini yeniden yaratilmis kadar guzel ve hafif hissediyor. tabii hasta olmamaya dikkat etmek gerek.
yazlari nufusu iki uc kat artsa da aslinda oldukca sakin ve yalniz bir yer. aliskin olmayan bir ay surekli orada ne yapar bilemiyorum ( kis aylarini kastediyorum ) cunku ada cafe, polente vs.. gunduz saatlerinde vakit gecirelebilecek farkli mekanlar bu donemlerde kapali olabiliyor.
ada'ya gitmeyi dusunuyorsaniz yalnizca ziraat bankasi oldugunu bilmekte belki fayda var.

TARİHÇE:
Tenedos (Bozcaada) bugün Çanakkale’nin bir ilçesi olup, kuzeyinde Semadirek, kuzey-batısında Li,mni, güneyinde Midilli, kuzey-doğusunda Gökçeada bulunmaktadır. Çevresindeki küçük adacık ve kayalıklarla 40 km2’lik bir yüzölçümüne sahiptir. Bozcaada’da yüksek tepe ve orman yoktur. Bunun yanı sıra adanın en yüksek tepesi olan ve 40 mil uzunluğundaki çevreyi kontrol eden Göztepe’den dolayı da Bozcaada ismi yakıştırılmıştır.
Strabon ve Homeros’de adanın sözünü etmiştir. Strabon adadaki bir Aiolis kenti ve iki ayrı limana değinmiştir. Aristoteles de konuşmalarında Strabon ile aynı noktaya değinmiştir.
Tenedos ismnini ile defa Eski çağ’da Hellenler kullanmışlar, ancak Grek dilinde bu sözcük bir anlam taşımamaktadır. Ayrıca adada Tenes isimli bir tanrıya saygı gördüğünden de söz edilmiş, fakat bu da açıklık kazanamamıştır. Antik Çağlarda Kalydnai, Teneds isimleri yakıştırılan adadan daha sonra Bozcaada, başada, Bohçaada, Bozada olarak söz edilmiş ve bu isim günümüzde Bozcaada’ya dönüşmüştür.
Mitolojide Bozcaada’dan şöyle bahsedilir: Tanrı Poseidon’un oğullarından Kyknos’u annesi doğurduktan sonra deniz kıyısına bırakmış, çocuğu da bir kuğu büyütmüştür. Büyüyen Kyknos, Bozcaadanın karşısındaki Klonai şehrinin kıralı olmuş.
Trak kökenli olduğu da söylenen Kyknos, Troia’nın ilk krallarından Laomedon’un kızı ile evlenmiş ve bu evlilikten tenes isimli bir oğul ve bir kızı olmuştur. Karısı ölen Kyknos, bir başkası ile evlenmiş ve bu kadın Tenes’in kendisinde gözü olduğunu kral Kyknos’a söyleyerek Tenes’e iftira atmıştır.
Denizin dalgaları Tenes’i, o zaman Leukophrys denilen Bozcaadaya getirmiş . Bir süre sonra oğlunun suçsuzluğunu öğrenen kral, oğlundan af dilemek için adaya gelmiş, ancak Tenes gemiyi kıyıya bağlayan halatları keserek babasıyla olan bağlarını koparmıştır.
Troia seferi sırasında buraya Akhalar gelmişse de Tenes onları taşlayarak karşılamış, bunun üzerine de Akhilleus tarafından mızrakla öldürülmüştür.
Vergilius’un “Aeneis” isimli destanında Tenedos’un ismi geçmektedir.
Antik Çağda ismini Klonai Kralı Kyknos’un oğlu Tenes’den alarak Tenedos olan adadaki yerleşimin, son yıllarda yapılan kazılarda ele geçen buluntulara dayanılarak M.Ö.3000’de, Erken Bronz çağ’ında başladığı anlaşılmıştır. Burada yaşayan ilk topluluğun kimler olduğu konusunda çelişkili bilgiler vardır. Lesbos (Midilli) Adası’ndan buraya gelenlerin olduğu söylenmişse de Anadolu’nun yerli halkı Pelasgların da burada yaşadıkları ileri sürülmüştür. Troia Savaşı sırasında Akhalar gemilerini buraya gizlemiş, adayı çaşitli zamanlarda yağmalamış, kadınlarını kaçırmışlardır. İonya ayaklanmasından sonra Tenedos’da Pers egemenliğine girmiş, Attika Delos Deniz Birliği’ne katılmış, M.Ö.500’de Atinalıların kolonisi olmuş, ardından Bergama, sonra da Roma’ya bağımlı olmuştur. M.Ö.63’te adanın önünde Romalı komutan Lukullus, Mitridates’in donanmasını batırmıştır.
Deniz ticareti yönünden önemli konumundan dolayı diğer devletlerin dikkatini çekmiştir. Bizans döneminde Haçlı Seferlerinden zarar görmüştür. Aydınoğlu Umur Bey İzmir’i ele geçirdikten sonra Bizansın elinde olan adayı yağmalamıştır (1328 veya 1329). Venedikliler Bizanslılarla anlaşarak 1377’de adayı işgal ettiler. Ancak bu antlaşma her iki devletin savaşmasına neden olmuş ve zarar görmüşlerdir. Venedik ve Cenevizlilerin savaşta zarar görmeleri üzerine 1381’de Savua Dükalığının başkenti Turin’de (Torino) yapılan antlaşma uyarınca Venedikliler adayı boşaltmak zorunda kaldılar.Adadan ayrılırken de kalenin burçlarını yıktılar, orada yaşayanları Girit ve Kandiye’ye taşıdırlar.
Osmanlılar XIV.yüzyılın ikinci yarısında Çanakkale Boğazı çevresine yerleşmeye başlayınca Bozcaada ile de ilgilenmişler, Fatih Sultan Mehmet’in donanması, Akdeniz seferine çıkarken adaya uğrayarak ikmal yapmıştır. Osmanlıların Venediklilerle yaptıkları uzun süreli savaşlarda Bozcaada önemli rol oynamıştır. 1464’te yapılan savaşta Limni Adası’nda üstlenen Venedik donanması üzerine Kaptan-ı Derya Mahmut Paşa gönderilmiş, Venediklilerin elinde olan Bozcaada’nın, Çanakkale Boğazı’nın emniyeti için ele geçirilmesi düşünülmüştü. Bundan sonra Kö
prülü Mehmet Paşa adaya gelerek kalenin yıkılan yerlerini ve harap olan kasabayı onarmıştır. Kendi ismini verdiği bir de cami yaptırmıştır. 1656’da ada tekrar Venediklilerin eline geçmişse de ertesi yıl Kö
prülü Mehmet paşa tarafından yeniden osmanlı topraklarına katılmıştır. Kaptan-ı Derya Mezemorta Hüseyin paşa 1697’de Venediklileri Bozcaada önünde bir kez daha yenmiş ve bu savaş tarihe Bozcaada Deniz Savaşı olarak geçmiştir.
Sultan II.Mahmut (1784-1839) Bozcaada kalesini yeniden yaptırmıştır. Sonra da Limni Sancağı, Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayetine bağlamıştır. XIX.yüzyılın sonlarında Bozcaada, Cezayir-i Bahr-i Sefid Eyaletinin Midilli sancağına bağlı bir kaymakamlık olarak teşkilatlandırılmıştır.