2005 yılını 2006 ya bağlayan gece yani 0cak 2006 da yayın hayatına geçmiş, motosiklet camiasına yeni bir soluk getiren, motosiklet kullanıcılarının kolayca tüm bilgilere ulaşabileceği bir forum olma özelliğini taşımaktadır.
Motosiklet adına tüm merak ettiklerinize kolayca ulaşabilir, merak ettiğiniz başlıkları konu haline getirerek diğer üyelerimizden destek isteyebilirsiniz.
MV nin en büyük özelliği ise AİLE kavramını kullanıcılarına en yi şekilde aktarması ve AİLENİN bir parçası olmalarını sağlamaktır.
Hemen Üye Olun!
MV’ye üye olmak için kayıt formunu doldurarak size gelecek olan aktivasyon kodunu onaylamanız yeterli olacaktır. Aktivasyon kodu mail adresinizin junk mail ( önemsiz postalarına ) düşebilir. Eğer aktivasyon kodu mailinize gelmedi ise info@motovirus.com a mail atarak üyeliğinizin onaylanmasını isteyiniz.
“Motosiklet cinayetleri ve şehir” başlıklı yazısında motosikletlilerin sürücü kabadayılığının en kolay hedefi haline geldiğini anlatan Vatan yazarı Haşmet Babaoğlu, dünkü yazısında da sürücülerin motosiklete bakışını eleştirmeyi sürdürdü. “Asıl korkutucu olan arabalar değil, o arabaların içindekiler” diyen Babaoğlu, çarpıcı bir tespitte bulundu: “Bir motosikletli görünce içindeki gizli ‘katil’ uyanıveren sürücülerin sayısı inanılmayacak kadar çok!”
Çok acı bir trafik kazasının ardından “bu ülkede başka sürücüleri böcek gibi gören, hatta motosikletliye trafikte varlığı anlam taşımayan bir yaratık gibi bakan sürücüler var” diye yazmıştım hatırlayacaksınız.
İstanbul gibi bir şehirde onca yıl yaşamış biri olarak artık kesin karara varmıştım ki asıl korkutucu olan arabalar değil, o arabaların içindekilerdi.
Motosikletliler hemen anladılar beni.
Çünkü bu gerçeği trafiğe çıktıkları her gün, her saat yaşıyorlardı.
Fakat itiraz edenler de oldu. Onlar yazımı “motosikletlilerin çok dikkatsiz olduklarını ve kuralları hiçe saydıklarını unutuyorsunuz” diyerek eleştirdi.
***
Oysa trafik sorunu iki taraflıdır.
Birincisi, kuralların ihlali ve suiistimaliyle ilgilidir. Bu açıdan sıkı denetim, önlem ve cezalandırmada kararlılık, çözümün başlangıcıdır.
İkincisine gelince, o da sosyal psikolojimizin ve yaşam kültürümüzün (“kültürsüzlüğümüzün” demek daha mı doğru olur acaba?) trafiğe yansımasıdır.
İşte “motosiklet cinayet”lerinden söz ederken kastettiğim işin bu zor tarafıydı.
Yoksa, kim şehrin en işlek caddesinde solan sağa, sağdan sola şerit değiştirip duran; sokak aralarından ok gibi caddelere fırlayan motosikletlilerin trafikte sorun çıkartmadığını iddia edebilir?!
Daha geçen gün üç motokurye tam önümde birbirlerine çarpıp yere saçıldılar.
Düşünün!..
Zincirlikuyu’nun orta yerinde, etraflarında başka bir araç yokken...
Sırf akıllarına estiği gibi motor sürmeye çalıştıkları için hayatlarını tehlikeye atıverdiler!
***
Fakat tekrar vurgulamak isterim ki direksiyon başına geçen insanımızın zihniyetini ve oradaki tehlikeli gelişmeyi daha çok önemsiyorum.
Çünkü motorcu değilim, tanık olmaktan yoruldum:
Bir motosikletli görünce içindeki gizli “katil” uyanıveren sürücülerin sayısı inanılmayacak kadar çok!
Kabul edelim, ruhundaki bütün yamuklukları trafikte ortaya dökmekten kendini alamayan “hasta” bir toplumda yaşıyoruz.
Zabıta önlemleriyle ortadan kaldırılamayacak kadar derin bir sorun bu!
Hasmet guzel yazmis ama eksik bilgisinden dolayi kurye arkadaslarin bu sekilde tabiri caizse piskopat bir sekilde motor kullanmalarinin sebebi sirf akillarina esmesi degil onlari bu sekilde kullanmaya zorlayan kurye firmalaridir...
Hasmet guzel yazmis ama eksik bilgisinden dolayi kurye arkadaslarin bu sekilde tabiri caizse piskopat bir sekilde motor kullanmalarinin sebebi sirf akillarina esmesi degil onlari bu sekilde kullanmaya zorlayan kurye firmalaridir...
haşmet abi, ii güzel yazmışsın ama türk milleti yazı okumakla, video izlemekle düzelmez adam olmaz...
her zaman söyledim , yine söylüyorum;
tek çözüm , sıkıştıran aracı durdurup, meşe odunu ile gerekeni yapmaktır...
eşşeğe laf anlatamazsın , onun hakkı sorgusuz sualsiz kötektir.
video, eğitim, söz, sukut zart zurt ile olacak işler değil bunlar....
hiçbir şey sormaksızın, odunu geçireceksin kafasına kulağına sırtına... o zaman kuzu gibi olur türk insanı, aklı başına gelir,anlar,öğrenir,ders alır,yaptığı yanlışın farkına varır.
meşe odunu yegane ilaçtır bunlara... hem %100 etkili hem diğer yöntemlere göre zahmetsiz...
__________________
sildim imzamın bu kısmını artık, King agaya ayırdım burayı. önceden 1/3ü onundu-artık tamamı onun oldu... siyah ejder'in resimleri- www.subwaycafe.net
haşmet abi, ii güzel yazmışsın ama türk milleti yazı okumakla, video izlemekle düzelmez adam olmaz...
her zaman söyledim , yine söylüyorum;
tek çözüm , sıkıştıran aracı durdurup, meşe odunu ile gerekeni yapmaktır...
eşşeğe laf anlatamazsın , onun hakkı sorgusuz sualsiz kötektir.
video, eğitim, söz, sukut zart zurt ile olacak işler değil bunlar....
hiçbir şey sormaksızın, odunu geçireceksin kafasına kulağına sırtına... o zaman kuzu gibi olur türk insanı, aklı başına gelir,anlar,öğrenir,ders alır,yaptığı yanlışın farkına varır.
meşe odunu yegane ilaçtır bunlara... hem %100 etkili hem diğer yöntemlere göre zahmetsiz...