
İki çocuk annesi diş hekimi Berna Evrenol, trafik ve park sorunundan bıkan eşinin önerisiyle 6 aylık hamileyken motosikletle tanıştı. Doğumdan iki ay sonra ehliyet aldı ve çok sevdiği bu iki tekerleğin üzerinden bir daha inmedi. Öyle sıkı motosikletçi oldu ki 8 yaşındayken artçı yaptığı oğlunu, 3 yılı aşkın süredir okula motosikletle götürüyor. Okuldan sonra da muayenehanesine giden Evrenol, "Artık her yere motosikletle gidiyorum. Akşam iş çıkışı evi arayıp 'geliyorum' diyorum, 5 dakika sonra evdeyim" diyor.

Eşinin önerisiyle, hiç aklından geçirmediği bir dönemde motorcu olan Ortodontist Dr. Berna Evrenol, 6 aylık hamileyken motosiklet fuarına gitti. Karnı burnunda anne adayı, meraklı bakışlara aldırmadan üzerine oturduğu motosikletleri iyice inceledi. Gönlünden "chopper" geçiyordu ama sonunda kadınlar için daha uygun ve pratik olduğunu düşündüğü bir "scooter" aldı. Kızı doğduktan 2 ay sonra A2 sınıfı sürücü belgesini de aldı ve yola koyuldu. 3 yılı aşkın bir süredir de, oğlunu motoruyla okuluna götürüp işe öyle gitti. Artık okula, işe, alışverişe, gezmeye, kısaca her yere "scooter"la gidiyor ve bu eğlenceli seyahatlerinden vazgeçecek gibi görünmüyor.

PARK YERİ BULAMAYINCA MOTORCU
Berna Evrenol, nasıl motosikletçi olduğunu şöyle anlatıyor: “Makine mühendisi eşim Bülent'in dişi kırılmıştı ve Taksim'deki işyerinden, Levent'teki muayenehaneme tedavi için birkaç kez gelmesi gerekiyordu. Her gelişinde de otomobilini park edecek yer bulamadı. Cinnet geçirecek hale geldi. En sonunda bana geldi ve dedi ki, 'Bu böyle olmayacak, ben kendime motor alacağım, sana da alsam kullanır mısın.' Benim de ilgim vardı zaten, 'kullanırım' dedim. 'Sen doğurduktan sonra alalım o zaman' dedi. Baktım ki motosikleti ciddi ciddi istiyor, fikrimizi değiştirmeyelim diye, 'Tamam sen şimdiden al, doğurduktan sonra ben kullanırım' dedim.
KARNIM BURNUMDA MOTOSİKLETLERE BAKIYORUM
O günlerde de motosiklet fuarı vardı. Karnım burnumda fuara gittik. Motosikletlerin üzerine oturuyorum, ayağım yere değiyor mu diye bakıyorum. Meraklı bakışlar üzerimizde. 'Motosiklet ağır mı, kaldırabilir miyim, kullanabilir miyim?' diye de endişeleniyorum. Sonra "scooter"da karar kıldık. Zaten görünüşü çok hoşuma gidiyordu. Begüm doğduktan 2 ay sonra ehliyet aldım ve işyerime motosikletle gitmeye başladım. Eşim de otomobilini otoparka bırakıp kendine Honda marka bir motosiklet aldı.
İTALYA'DA KADINLARI GÖRDÜM, VIZIR VIZIR
İtalya'ya yaptığım bir seyahatte kadınları gördüm; topuklu ayakkabılarıyla, motosiklete binmiş, arkalarında çocuklarıyla vızır vızır, her yerdeler. Onlar için o kadar normal ki, kendi kendime 'biz de bineriz' dedim. Berk 8 yaşındaydı o zaman. 'Kaskını, dizliğini takarsan, koruyucu kıyafetini giyersen ve hareket etmeden arkamda oturursan seni okula bırakırım' dedim. Berk'le giyindik kuşandık, kaskımızı taktık, Etiler'den doğru Şişli Terakki İlköğretim Okulu'na... Berk çok hareketli olmasına rağmen arkamda kımıldamıyor bile. Okula ilk gittiğimiz günlerde, herkes şaşkınlıkla bize bakıyordu şimdi alıştılar.
ANNEM 'MOTOSİKLET SEVDANIZ NE ZAMAN BİTECEK DİYOR' AMA...
Annem sürekli 'Bu motosiklet sevdanız ne zaman bitecek' diyor. Ama bir yandan da 'Berk ile beraber okula gitmemiz çok hoşuna gidiyor. Kız arkadaşlarımdan da özenen oldu, 'Biz de deneyelim' demeye başladılar. Sürücülerle ilgili şu ana kadar tatsız bir olay yaşamadım. Hatta özellikle yol verenler, dikkat edenler oluyor. Tüm bu yapıcı davranışlar bir motosikletçi olarak hoşuma gidiyor."
